Kitap Sanatı


Kitap Sanatı

Can Göknil

Resimli Yazmalar adını verdiğim  sergi projemi hazırlarken Levni’nin Surname-i Vehbi’sine çok sık baktım.III. Ahmed’in dört şehzadesinin sünnet şenliğini anlatan bu yazma eserin müzelerde 25 orijinal nüshası var;bunlardan sadece ikisi resimli.Benim elimdeki ise Esin Atıl tarafından hazırlanmış,Koçbank basımı(1999,İstanbul).Bu Osmanlı saray şenliğinin öyküsü,Türk kitap resminin ve Osmanlı nakkaşının ‘okunabilirliği’nin  en güzel örneği olabilir diye düşünüyorum çünkü  nakkaş Levni bu şenliğe bizzat katılmış ve yaşanmış ile yaşadıklarını aktarırken kendi ‘humour’ı ile şenliğe şenlik katmış. Böylece ortaya çok başarılı bir eser çıkmış:Şairin özenle yerleştirdiği sözcükleri bütünleyen,onların  tasviri olmaktan öte,okuyucuyu ressamın ufuklarının sınırlarına taşıyan görsel bir şölen.

Kitabı sevdiğim için,yeni nesillere sevdirmek için,otuz yıldır çocuklara kitaplar yazdım ve resimledim.Beni bu işte farklı kılan kitap resmine ressamca yaklaşımım oldu, çünkü her resmin, ait olduğu sayfaya/kitaba, yeni bir boyut kazandırmasına çalıştım.

Günümüzde, YK Kazım Taşkent Sanat Galerisi, sanat,sanatçı ve izleyici arasında bir bağ kuruyor.Mekan ve konumuyla sanatseverlere olduğu kadar sokaktakilere de davetkar.Yani izleyicisi bol bir galeri.İçeri giren izleyicinin ilgisini yakalamak ve sürdürmek ise sanatçının işi.İşte bu noktada, serginin ‘okunabilirliği’ çok önemli.İzleyiciyle yakınlaşmak,onları sanatla bütünleştirmek,farklı zihinsel perspektiflere ulaştırabilmek ve bir anlamda yapıtlarımı daha da ‘okunabilir’ kılmak için bu sergimde  yazı unsurunu da resimlerime ekledim.Herşey daha kolay anlaşılsın,daha ‘okunabilir’ olsun diye.

(Güven Turan,Can Göknil’in Kuruluş Mitosu Düşleri,YK sanat galerileri sergi katalogu,1996)

Bu sergimle kitabı,yazının ve resmin birlikteliğinden doğan bir sanat eseri olarak algılıyorum. Osmanlı kitap geleneğini çağdaş yorumlarla tekrar sahneye koyarken,Osmanlı’dan seçtiğim beş antik kitabı izleyiciye tanıtıyor ve buradan yola çıkıp,yeni yorumlara nasıl ulaşabileceğimizi gösteriyorum; yavaş,yavaş.sayfa,sayfa. Böylece serginin içeriği ve kurgusunda izleyiciyle eski ve yeniyi bir arada yaşıyoruz:

  • Seçmiş olduğum beş yazma kitabın birincisi olan Davetname’yi  15. yüzyılın sonlarında veya 16.yüzyılın başlarındada Balıkesir’li  Uzun Firdevsi’nin II. Beyazıd’ın isteği üzerine yazdığı ve belki de kendi resimlediği astroloji ve tılsım kitabı olan “Davetname”den esinlenerek hazırladım.
  • Hayretname ise Boratav’dan,Celaleddin Kişmir’den,Bilge Türkiçin’den derlediğim deli dolu tekerlemeler. 7’den 70’e dedikleri türden garip bir gülmece…Gerçek olanını, edebiyat sözlüklerinde yer almasına rağmen, bir türlü bulamadım.
  • Dizelerini Hülya Onur’un yazdığı, iki kitap halinde derlediğim Yıldızname’lerimi ise Osmanlı/İslam fal geleneğinde müneccimler tarafından yorumlanan ve en önemli ilim dallarından biri sayılan yıldız fallarının kitaplarıyla karşılaştıktan  sonra hazırladım.
  • Osmanlılar’da çok popüler olan,Falnameler,çoğu zaman Kur’anın geleceğe dönük yorumlanmasının yöntemlerini belirlermiş.Nakkaş Kalender ise,17.yüzyılda I. Ahmed için resimlediği “Falnamesinde,Osmanlı-İslam mitologyasından görüntülere yer veriyor. Rastgele açılan bir sayfa, kişinin falı.Benim Falname’mde olduğu gibi.

Güncel sergilerdeki karmaşık kavram gösterisi ve kargaşasıyla yüzyüze kalan izleyicilerin sanata karşı bezgin ve bıkkın bir tavır aldıklarını,her geçen gün paylaşamadıkları sanat ortamından biraz daha uzaklaştıklarını  görüyorum.Bu nedenle, eski ve yeniyi bir arada yaşatırken sanatçının “okunabilir”liğinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Dostluklar sayesinde gerçekleştirebildiğim bu sergimde, yazma eserlerden “Davetname”yi bana tanıtan Fatma BüyükkarcıYılmaz’a ve ozan arkadaşım Hülya Onur’a yıldıznamelerimin dizeleri için pek çok teşekkürler…

Engin bilgisini görselleştirerek pek çok sanatçıya ilham kaynağı olan Metin And’a da teşekkür ederim.

Sevgili eşim Recep Göknil’e çalışmalarımı  kolaylaştırmak için bana hazırladığı eksiksiz altyapı için minnettarım.


Leave a comment